|
ANAMNEZ:
Kalp hastalıklı çocuklar doktora genellikle morarma, kalp
yetersizliği bulguları, akciğer enfeksiyonu, kilo alamama, çarpıntı
ve göğüs ağrısı yakınmaları ile getirilirler. Bir çok hastada ise
bunların hiç biri yoktur. Herhangi bir nedenle doktora gittiklerinde,
rutin muayene sırasında kalpte üfürüm duyulması, aritmi saptanması
veya telekardiyografide (tele) anormal bulgu görülmesi ile kalp
hastalığından şüphelenilerek çocuk kardiyoloji birimlerine
gönderilirler. Anamnez prenatal dönemden başlamalı, annenin
özellikle hamileliğin ilk trimesterinde enfeksiyon öyküsü (kızamıkçık),
ilaç (teratojen) ve şua alımı; akraba evliliği, annede diyabet,
ailede konjenital kalp hastalığı (KKH), annede diyabet ve ani ölüm
öyküsü (uzun QT sendromu, İHSS) sorulmalıdır.
Yenidoğan ve süt çocuğunda anamnez ile büyük çocukta
anamnez farklılıklar gösterir. Yenidoğan ve süt çocuğunda ağlarken
veya istirahatte dudaklarda morarma, bayılma (hipoksik nöbet),
emerken yorulma, kilo alamama, aşırı terleme, sık nefes alma, sık
ASYE (alt solunum yolu enfeksiyonu), ödem (yüz, göz kapakları ve
sakral bölgelerde) sorulmalıdır. Büyük çocukta ise, çabuk yorulma,
çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı, çömelme, bayılma ve eklem
ağrısı/şişliği sorulmalıdır.
İNSPEKSİYON:
Çocuklar sırtüstü veya 45o açı ile üstü çıplak olarak
yatarken, bol ışık altında izlenir. Boyunda venöz dolgunluk,
baş-boyun ve ekstremite anomalisi (kısa boyun, basık burun,
hipertelorizm, araknodaktili), göğüs deformiteleri (pektus karinatum/ekskavatum,
harrison oluğu) araştırılır. Bazı genetik sendromlar tipik
inspeksiyon bulgularından tanınabilir ve sıklıkla belirli kalp
hastalıkları ile birlikte bulunurlar. Örneğin Down sendromu (endokardiyal
yastık defekti), Marfan sendromu ( aort kökü dilatasyonu, AY,
MVP, MY), Turner (AS, AK), Noonan sendromu (PS) ve
Williams sendromu (supravalvüler AS) bunlar arasındadır.
Deri rengi (solukluk, siyanoz) önemlidir. Siyanozda
kapiller seviyede redükte hemoglobin 5 g/dl üzerine çıkmıştır. Hafif
siyanozu farketmek zordur. Arteriyel O2 saturasyonu
(normal Hb düzeyinde) %85’in altında düşmeden siyanoz gözle
farkedilemez. Yüksek hemoglobin düzeylerinde siyanoz daha kolay
farkedilirken, anemide siyanozu farketmek bazen mümkün değildir.
Siyanoz santral ve periferik olarak iki alt gruba ayrılır.
Santral siyanoz; dudak, dil ve mukozalarda ve tırnak
yataklarında belirgin olarak görülür ve daha çok arteriyel
desatürasyon (kronik akciğer ve konjenital kalp hastalıkları) veya
anormal hemoglobine (methemoglobinemi) bağlıdır. Periferik
siyanozda ise arteriyel O2 saturasyonu
normaldir, dokularda akım yavaşlamasına bağlı olarak (kalp
yetersizliği, şok, lokal dolaşım bozukluğu) O2
ekstraksiyonu artmıştır. Uçlarda siyanoz ve soğukluk mevcuttur,
ısıtmakla siyanoz geçebilir. Ayrıca çocuklarda soğuğa maruz kalmakla
da (banyoda veya denizde) uçlarda siyanoz görülür. Çocuklarda izole
sadece ağız çevresinde siyanoz bazı durumlarda görülebilir. Önemli
değildir. Ayrıca MSS hastalıklarında da solunum depresyonuna bağlı
siyanoz görülür.
Eller ve tırnak yatakları incelenmelidir. Parmak
uçlarında siyanotik KKH’nın bir bulgusu olan çomak parmak (clubbing/Hipokrat
parmağı) görülebilir. Genellikle, ciddi siyanoz olsa bile,
yaşamın ilk 6 ayında görülmez. Ayrıca arteriyel
desaturasyon yapan kronik akciğer hastalıklarında da görülebilir.
Venöz dolgunluk sağ kalp yetersizliği, intratorasik
basıç artışı, konstriktif perikardit ve perikardiyal efüzyon gibi
kanın sağ atriyuma dönüşünü engelleyen durumlarda saptanır. Venöz
dolgunluk muayenesi, hasta 45o ‘lik açı ile yatarken veya
otururken ve baş öbür yana hafif dönükken yapılmalıdır. Bu
pozisyonda eksternal juguler venlerin görülmesi venöz dolgunluk
işaretidir.
İnspeksiyonda eklemlerde şişlik, kırmızılık (akut
romatizmal ateş-ARA), hiperlipo-proteinemi bulgusu olan
eklemlerin ekstansör yüzlerinde portakal renkli nodüller (ksantom)
görülebilir. Ayrıca (yenidoğan ve küçük süt çocuklarında) yüz ve göz
kapaklarında ödem farkedilebilir. Ekstremitelerde istemsiz koreiform
hareketler görülebilir (Sydenham koresi/ARA).
Solunum hızı çocuklarda çok değişkendir. Ağlama,
heyecan, ateş, korkma, beslenme gibi nedenlerle solunum hızı 60/dk’ya
kadar artabilir. En iyisi uykuda saymaktır. Her yaş için sakinken
60/dk ve üstü solunum hızı patolojiktir. Hızlı solunum (takipne),
solunum distresi ve interkostal çekilmeler kalp yetersizliği veya
akciğer enfeksiyonu bulgusu olabilir. Özellikle ASD, VSD, PDA gibi
soldan sağa şantlı kalp hastalıklarının en önemli bulgusu kalp
yetersizliği ve sık ASYE’dir.
PALPASYON:
Palpasyonla kalp hızı ve ritmi, kalp tepe atımının (KTA) yeri,
nabızların varlığı ve özelliği ile tril muayene edilir. Kalp hızı
bebeklerde 120-140/dk, hatta ağlarken 170’e kadar çıkabilir.
İlerleyen yaşla birlikte nabız sayısı da azalır.
Nabız muayenesi: Alt
ve üst uzuvlardaki tüm nabızlar (radiyal, brakiyal, femoral,
popliteal, dorsalis pedis ve tibialis posterior) ile karotisler
palpe edilmelidir. Karotis, radiyal ve brakiyal nabızların zayıflığı
veya yokluğu Takayasu sendromunu düşündürür. Femoral
nabızlar zayıf veya alınmazken üst ekstremite nabızlarının normal
veya canlı alınmasında ise aort koarktasyonu (AK)
düşünülmelidir.
PDA, AY ve arteriyo venöz fistül gibi durumlarda ise nabız basıncı
artmıştır. Nabız kuvvetli ve sıçrayıcıdır (Pulsus magnus=corrigan
nabzı=sıçrayıcı nabız).
Tam
tersine aort stenozu ve aterosklerozda ise nabız basıncı azalmıştır,
nabız geç dolar ve zayıftır (Plato nabız).
Kalp yetersizliği, kardiyomyopati ve ekstrasistollerde nabız
dolgunluğu, kardiyak debi her atımda farklı olduğu için, nabızdan
nabıza değişir (Pulsus alternans).
Normalde derin inspiryumda tansiyon arteriyel (TA) 5-10 mmHg
düşebilir. Bu değerden daha fazla düşmesine pulsus paradoksus
denir. Bu tanım aslında yanlıştır. Bu paradoks bir olay değil,
normalde görülen bir bulgunun daha belirgin olması durumudur.
Nabızdan kalp hızı ve aritmi de değerlendirilir. Ancak çocuklarda
kalp hızı için genellikle kalp oskültasyonu kullanılır. Aritmiyi
saptamak ve kesin tanı için EKG gerekir.
Tansiyon ölçme:
Çocuklarda tansiyon arteriyel (TA) ölçülmesi hep ihmal edilmektedir.
AAP (American Academy of Pediatrics) 3 yaşından itibaren en az
senede bir TA ölçülmesini tavsiye etmektedir. TA hem koldan, hem de
bacaktan ölçülmelidir. Seçilen manşon genişliği (şişirilen kısım)
üst kolun veya bacağın üst kısmının uzunluğunun 3/4’ünü kapatmalıdır.
Sadece üst kol uzunluğu değil çap da önemlidir (obesite). Manşon eni
üst kol çapından %25-50 daha fazla olmalıdır. Bebekler yatarken,
çocuklar otururken ölçülmeli, kol çocuğun kalbi hizasında olmalıdır.
Daha dar manşonla TA gerçeğinden daha yüksek; daha geniş manşonla TA
daha düşük olarak ölçülür. Stetoskop brakial arter üzerine
konulmalıdır. Yüksek bir değere kadar şişirilen manşon indirilirken
duyulan ilk ses (1. Korotkoff sesi) sistolik TA’yı verir. On iki
yaşında ve daha küçük çocuklarda duyulan bu sesin zayıfladığı (4.
Korotkoff sesi) basınç değeri diyastolik basıncı verirken; 12
yaşından büyük çocuklarda bu sesin kaybolduğu (5. Korotkoff sesi)
değer diyastolik TA’yı verir. TA ayrıca (stetoskopla ölçmenin zor
olduğu bebeklerde) nabız palpasyonu veya flush metodu ile de
ölçülebilir. Nabız palpasyonunda manşon havası indirilirken radial
nabız palpe edilir. Nabız alındığında ölçülen basınç sistolik TA’yı
verir. Bu yöntemle diyastolik TA ölçülemez. Flush metodu’nda
ise ön kol elle sıvazlanarak soluklaştırılırken, manşon hızla
şişirilerek dolaşım durdurulur. Manşon yavaş yavaş indirilirken, ön
kolun renginin pembeleştiği basınç sistolik TA’dan biraz düşük
olmakla birlikte yaklaşık olarak sistolik TA’yı verir.
Apeksin yeri palpasyonla anlaşılır. Burası aynı
anda mitral odaktır. Apeks yedi yaşına kadar sol 4. interkostal
aralık (İKA) ile mid-klavikuler hattın (MKH) kesiştiği yerde iken,
daha büyüklerde 5 İKA’a kayar. Ayrıca postür ve solunumla yer
değiştirir. Kalp dilate veya hipertrofi olduğunda apeks daha sola
kayar. Dekstrokardide ise apeks sağdadır. Perikardit ve
kardiyomyopatide apeks vurusu hissedilemez. Pnömotoraksta apeks ters
tarafa itilir.
KALP ODAKLARI
Kalp odakları kapakların göğüs duvarına projeksiyonu şeklinde
değildir.Odaklar kapaklardan geçen kanın yayılma yönüne doğru, o
kapağa ait üfürümlerin göğüs duvarından en iyi duyuldukları yerdir.
Resim 1’de çizgiler kapakların bulundukları yerleri, oklar ise bu
kapaklara ait seslerin yansıdığı odakları göstermektedir.


Palpasyonla ventrikül aktiviteleri de anlaşılabilir.
Sol ventrikül aktivitesinin artması durumunda (sol ventrikül
hipertrofisi) apekste geniş bir alan inip kalkar ve palpasyonla
avucu doldurur. Sağ ventrikül hipertrofisinde ise sternum alt
yarısı palpe edildiğinde sternumun inip kalktığı farkedilebilir.
İzole sağ ventrikül hipertrofisinde, sistolde sternum yukarı
kalkarken apeks içeri çöker (tahteravalli hareketi).
Tril, şiddetli üfürümlerde oluşan titreşimin elle
hissedilmesidir. Tril; el ayasının distal kısmı ve parmakların alt
yüzü prekordiyuma iyice yapıştırılarak araştırılır. Tüm prekordiyum
tril için palpe edilmelidir. Ayrıca aort stenozunda tril
supraklavikuler ve suprasternal çentiklerde ve boyunda da olabildiği
için bu bölgeler de palpe edilmelidir.
PERKÜSYON:
Çocukluk çağı DSM’sinde perküsyonun yeri çok sınırlıdır.
Kalbin sınırlarını ve büyüklüğünü belirlemekte tele ve
ekokardiyografi (eko) daha objektif ve güvenilir bilgiler verir.
OSKÜLTASYON:
Oskültasyon DSM’de çok önemlidir. Sessiz ve ılık bir odada hastanın
üst tarafı tamamen çıplak iken yapılmalıdır. Bebekler
sakinleştirilmeli, kesinlikle ağlarken oskülte edilmemelidir.
Stetoskopun çapı çocuğa uygun olmalıdır. Tüm prekordiyum, akciğer
alanları ve boyun dikkatli bir şekilde dinlenilmelidir. Sadece kalp
odakları değil, stetoskop odaktan odağa yavaş yavaş kaydırılarak tüm
prekordiyum dinlenilmelidir. Yüksek frekanslı sesler için (ejeksiyon
ve pansistolik üfürümler vb) stetoskopun diyafram kısmı, düşük
frekanslı sesler (diyastolik rulman vb) içinse çan kısmı kullanılır.
Oskültasyonda öncelikle kalp hızı ve ritmi incelenir.
Sonra birinci ve ikinci kalp sesi ayrılarak sistol ve diyastol
belirlenir. Genellikle taşikardi hariç sistol diyastolden daha
kısadır. Yani birinci sesle ikinci ses arası, ikinci sesle birinci
ses arasından kısadır. Ayrıca birinci sesle ikinci ses nitelikleri
ile de birbirinden ayrılır (Şekil 1).

Şekil 1: Normal kalp sesleri, sistol/diyastol, fizyolojik 2. ses
çiftleşmesi
Birinci ses (S1)
apekste daha iyi duyulur ve frekansı daha düşük, süre olarak daha
uzundur. Sistolün başlangıcını belirler. Kapanan, gergin
atriyoventriküler (AV) kapakların (mitral ve triküspid) ve
etrafındaki kan, kalp duvarı ve büyük damarların titreşimi ile
oluşur. İki komponenti vardır (M1 ve T1). Birinci sesin şiddetini
etkileyen faktörler: AV kapak yapısında değişiklik, kalınlaşma ve
kalsifikasyon (RKH,MD); myokardın inotropik (kasılma) gücü (egzersiz,
heyecan gibi) ve AV kapakların diyastol sonunda duruş yeridir (PR
intervali, AY). Birinci sesin sertleşmesine yol açan nedenler, MD,
PR kısalması ve kardiyak debi artışıdır (ateş, heyecan, anemi ve
hipertiroidi). Birinci sesin yumuşamasına yol açan nedenler ise, MY,
AY, PR uzaması, kalbin inotropik gücünün azalması (myokardit,
kardiyomyopati) ve kalple stetoskop arası mesafenin artmasıdır (obesite,
amfizem, perikardit).
İkinci ses (S2) aort
ve pulmoner odakta daha iyi duyulur. Frekansı 1. sese göre daha
fazla, süresi de daha kısadır. Aort ve pulmoner kapak kapandığında,
kapağa komşu kan ve dokuların titreşimi ile oluşur. A2 ve P2 olmak
üzere iki komponenti vardır. A2 en iyi aort odağında duyulur. A2’nin
sertleşmesine neden olan faktörler, sistemik hipertansiyon ile aort
anulusunda genişlemedir. P2 ise en iyi pulmoner odakta duyulur.
Pulmoner hipertansiyonda (PH) sertleşir.
Kalp seslerinin çiftleşmesi:
1.ses
çiftleşmesi:
Normalde sol ventrikül daha önce depolarize olduğu için, sağ
ventrikülden daha erken kasılır ve mitral triküspidden, aort ise
pulmonerden önce kapanır. M1 ve T1 arasındaki süre çok kısa
olduğundan tek bir ses (S1) olarak duyulur. 1. ses çiftleşmesi
seyrek rastanan bir bulgudur.
2.
ses
çiftleşmesi:
Aortik (A2) ve pulmonik (P2) komponentlerden oluşmuştur.
a) fizyolojik
çiftleşme:
Yukarıdaki nedene bağlı olarak aort kapağı pulmoner kapaktan önce
kapanır. Normalde inspiriyumda intratorasik basınç düşüp, sağ kalbe
gelen kan miktarı arttığından, sağ ventrikülün boşalımı gecikir ve
pulmoner kapak geç kapandığından P2 ile A2’nin arası açılır.
Ekspiriyumda ise A2 ve P2 birbirine yaklaşır ve tek ses olarak
duyulur, buna fizyolojik çiftleşme denir. Herkeste saptanabilir.
Patolojik değildir (Şekil 1).
b)
sabit çiftleşme (fix splitting):
İnspiriyumdan ve ekspiriyumdan etkilenmez, sürekli olarak belirgin
çifttir. ASD için tipiktir. ASD’de sürekli olarak atriyal düzeyde
soldan sağa şant olduğundan, sağ ventriküle gelen kan solunumun her
fazında fazladır ve ikinci ses sürekli olarak çift duyulur (Şekil
2).
c) Paradoks çiftleşme:
Sol
dal bloğu, ağır AS, sistemik hipertansiyon ve aort koarktasyonu gibi
aort kapağının kapanmasını geciktiren durumlarda inspiriyumda A2,
geç kapanan P2’ye yetişir ve S2 tek olarak duyulurken, ekspiriyumda
A2, P2den daha geç kapanır ve S2 çift duyulur (Şekil 3).

Şekil 2-3 : 2. seste sabit çiftleşme, paradoks çiftleşme
3. ses:
Düşük frekanslı bir ses olduğundan ancak çocuklarda, göğüs
duvarı ince olanlarda ve bradikardide duyulabilir. Diyastolde sol
ventrikülün hızlı doluşu (MY, VSD, PDA ) nedeniyle (lavabo belirtisi)
oluştuğu öne sürülmektedir. Gallop ritmi (ventriküler
gallop-S1-S2-S3): Taşikardi ile birlikte S3 duyulmasıdır.
Sol ventrikül yetersizliği bulgusudur. Digitalle kaybolur (Şekil 1).
4. ses: Frekansı
çok düşüktür, normalde duyulamaz. Ancak ventrikül kompliyansının
azaldığı durumlarda (restriktif kardiyomyopati, İHSS, ağır AS, ağır
PS vb) diyastolün erken döneminde ventriküle dolamayan kanın,
atriyal kasılma sırasında sol ventriküle hızla dolması ile duyulur.
Diyastol sonunda 1. sese yakın olarak duyulur. 1.ses çiftleşmesi ile
karışabilir (Şekil 1).
İlave sesler:
Opening snap:
Mitral darlığında (MD) kalın ve fibrotik kapağın açılırken çıkardığı
bir sestir. Eni iyi sternumun sol alt kenarı ve apekste duyulur.
Diyastolün başlarında duyulur ve henüz mitral kapağın hareketli
olduğunu gösterir. MD arttıkça opening snap’i takiben diyastolik
rulman da duyulmaya başlanır. Ağır MD’de opening snap duyulamaz (Şekil
6).
Ejeksiyon kliği:
Semilüner kapakların kalın ve fibrotik olduğu durumlarda (AS, PS)
açılırken çıkardığı metalik bir sestir (Şekil 4). En iyi sternum
solu boyunca ve apekste duyulur. 1. sesten hemen sonra duyulur.
genellikle 1. ses çiftleşmesi ile karışır (1. ses çiftleşmesinde M1
ve T1 aynı niteliktedir. Ejeksiyon kliği ise S1’den kalite olarak
metalik olmasıyla çok farklıdır ve genellikle kliğin ardından
sistolik ejeksiyon üfürümü takip eder. Ayrıca 1. ses çiftleşmesi
apekste, ej. kliği kaidede daha iyi duyulur.)

Şekil 4:
Ejeksiyon kliği, sistolik ejeksiyon üfürümü ve 2. seste sabit
olmayan çiftleşme
Nonejeksiyon klikleri:
Sistol ortasında ve geç sistolde duyulur. Mitral valv prolapsusunda
(mitral kapağın sistol ortasında kırılarak atriyuma doğru çökmesi
sonucu) duyulan bir kliktir. Genellikle geç sistolik üfürümle
birliktedir (Şekil 5).
Perikardiyal knock:
Diyastolde genişleyen kalbin, kalın ve sertleşmiş perikarda (konstriktif
perikardit) vurmasıyla middiyastolik oluşan bir sestir. 3. sesle ve
taşikardi varsa ventriküler gallop ile karışabilir. Ventriküler
gallop ve S3 digital ile kaybolurken perikardiyal knock kaybolmaz.
Perikardiyal frotman:
Perikarditlerde perikarda fibrin çökmesi sonucu oluşan, kaba,
gıcırtılı bir sürtünme sesidir. Mezokardiyak odakta, hasta otururken
ve hafif öne eğilmişken daha iyi duyulur. Yalnız sistolik,
diyastolik veya sistolo-diyastolik olabilir. Plevral frotmanla
karışabilir. Plevral frotmanın solunumla, perikardiyal frotmanın
kalp ritmiyle senkron olması ayırıcı tanıyı kolaylaştırır.
ÜFÜRÜMLER:
Üfürümler kalp ve damarlardaki yapı ve hemodinamik değişikliklerin
oluşturduğu turbulasyon sonucu oluşan titreşimlerdir. Üfürümler kalp,
kapak ve damar hastalıkları hakkında değerli ip uçları verirler.
Oluş mekanizmasına göre üçe ayrılırlar:
1. Organik üfürümler:
Kalp ve damarlardaki organik bir olay sonucu oluşan patolojik
üfürümlerdir. VSD, ASD, AS, PDA ve MY üfürümleri örnek verilebilir.
2.
Fonksiyonel (=fizyolojik) üfürümler:
Kalp ve damarlarda hiç bir patoloji olmamasına karşın kalp dışı
sistemlerdeki değişiklikler sonucu üfürüm duyulmasıdır. Anemi,
hipertiroidi ve gebelik gibi kardiyak debinin arttığı durumlar buna
örnektir.
3.
Masum üfürümler:
Ne kalpte nede kalp dışı sistemlerde herhangi bir patoloji
olmadan da duyulabilen üfürümlerdir.
Üfürümlerin; a) zamanı (sistolik,
diyastolik, sistolodiyastolik vb), b) niteliği (haşin,
ejeksiyon, yumuşak, kreşendo, dekreşendo), c) şiddeti
(1/6 ile 6/6 arası), d) yeri (apikal, aort odağı vb),
e) yayılma yönü, f) solunum, efor ve postürle değişip değişmediği
gibi özelliklerine dikkat edilmelidir.
a)üfürümün zamanı: Birinci
ve ikinci kalp sesine göre zamanlandırılır. Üç gurupta incelenirler:
1.
Sistolik üfürümler:
Birinci sesle veya daha sonra başlarlar ve 2. sesle veya daha önce
biterler.
Erken sistolik
(masum üfürüm): kısa sürer, dekreşendo özelliğindedir (Şekil 5).
Midsistolik =ejeksiyon (PS,
ASD ve AS): Birinci sesten sonra başlar ve 2. sesten önce biter.
Kreşendo-dekreşendo özelliğindedir. Genellikle semilüner=arteriyel
kapaklarda darlık veya akım artışı veya ventrikül çıkış yollarında
darlık (İHSS, infundibuler stenoz) halinde duyulur (Şekil 5).

Şekil 5: Sistolik üfürümler
Pansistolik=holosistolik:
Birinci sesle başlar ve tüm sistolü doldurur. Genellikle S1 ve S2
üfürüm nedeniyle pek duyulmaz. Yüksek basınçlı bir bölgeden düşük
basınçlı bir yere kan tüm sistol boyunca geçer (VSD, MY, TY). (Şekil
5)
Geç
sistolik:
Midsistolde başlar. Genellikle önce midsistolik klik duyulur ve 2.
sesle biter (MVP). (Şekil 5)
2.
Diyastolik üfürümler (=rulman) :
2.
sesle 1. ses arasındadır. Üç sınıfa ayrılır. Frekansları sistolik
üfürümlere göre daha düşüktür, daha zor güç duyulurlar (Şekil 6).

Şekil 6:Diyastolik üfürümler
Erken diyastolik:
Genellikle AY ve PY gibi semilüner kapakların yetersizliklerinde
duyulur. 2. sesle birlikte başlar ve giderek azalır ve 1.sesten önce
kaybolur.
Middiyastolik:
Mitral veya triküspid kapaktan olması gerekenden fazla kan akımı
olursa, bu kapaklarda relatif darlık görülür ve middiyastolde rulman
duyulur (ASD de relatif TD; VSD, MY ve PDA da relatif MD).
Geç
diyastolik= presistolik:
Mitral veya çok daha seyrek olarak triküspid darlığında
middiyastolde genellikle bir opening snap’i izleyerek 1. sese kadar
süren bir rulman duyulur.
3.
Sistolo-diyastolik(=devamlı=kontinü) üfürümler:
Yüksek basınçlı bir yerden, düşük basınçlı bir yere hem sistolde
hemde diyastolde sürekli kan geçişi ve buna bağlı olarak üfürüm olur.
Sistolde üfürüm artar, diyastolde nispeten hafifler. Bu nedenle
makine üfürümü de denir. (PDA, arteriyo-venöz fistül, aorto-pulmoner
kollateraller ve sinüs valsalva rüptürü gibi) (Şekil 7).
Şekil 7: Devamlı üfürüm

b)
Üfürümün niteliği:
Frekansı düşük olan üfürümler yumuşak üfürümlerdir. Masum ve
diyastolik üfürümler buna örnektir. Yüksek frekanslı üfürümler ise
haşindir (VSD, MY, TY). Kreşendo dekreşendo olan üfürümler
ise sistolik ejeksiyon tipindedir. Bazı masum üfürümler ise
tınlayıcı vasıftadır ki bunlara müzikal üfürümler de denir.
c)
Üfürümün şiddeti:
Üfürümler şiddetine göre 1/6 dan 6/6 ya kadar sınıflandırılabilir.
Bu sınıflama genellikle sistolik üfürümler içindir.
1/6
şiddetindeki üfürümler çok zor duyulurlar. Ancak sessiz bir odada
dikkatle dinlemekle, alışkın bir kulak tarafından farkedilirler.
2/6
üfürümler daha kolay duyulurlar, şiddetli değildir.
3/6
üfürümler oldukça şiddetli üfürümlerdir. Stetoskopu prekordiyuma
koyar koymaz duyulur, fakat birlikte tril alınmaz.
4/6
üfürümler de çok şiddetli üfürümlerdir. Bunlarla birlikte belirgin
tril alınır.
5/6
üfürümler çok şiddetlidir. Kulağı rahatsız eder, belirgin trille
birliktedir. Stetoskop prekordiyuma yan olarak konulduğunda bile
rahatlıkla duyulur; fakat stetoskop göğüs duvarına değmedikçe üfürüm
duyulmaz.
6/6
üfürümde stetoskopu göğüs duvarına değdirmeden de üfürüm duyulabilir.
d) üfürümün yeri:
Kuvvetli üfürümler bir çok yerden duyulabilirler. Üfürümün en iyi
duyulduğu yer önemlidir. Üfürümler turbulasyona yol açan patolojinin
göğüs duvarına projeksiyonuna göre farklı yerlerde duyulabilir.
Örneğin VSD’de üfürüm mezokardiyak odakta, MY’de mitral odakta
duyulurken AY’de mezokardiyak odakta hatta apekste duyulur. Aort
koarktasyonunda ise sırtta, midskapuler bölgede en iyi duyulur.
Odaklara göre üfürümler:
Apekste duyulan üfürümler:
pansistolik:MY,
geç
sistolik:
MVP,
diyastolik: MD, AY, relatif MD
Triküspid odakta
:
sistolik: TY,
diyastolik: TD
Mezokardiyak odakta:
sistolik: VSD, infundibuler PS, subvalvüler AS, İHSS,
masum,
diyastolik: AY, PY
Aort odağında
: AS, fonksiyonel üfürüm, sistemik hipertansiyon
Pulmoner odakta:
sistolik: PS, ASD, fonksiyonel, masum,
diyastolik: PY,
PH, devamlı: PDA
Sırttan duyulan üfürümler:
sistolik: Aort koarktasyonu (AK)
e) yayılma yönü:
Üfürümler genellikle kanın turbulasyon yaparak akış yönüne doğru
yayılırlar. Bu bize altta yatan patoloji hakkında ipucu verir.
Örneğin VSD’de üfürüm mezokardiyak odaktan sternum sağına doğru
yayılırken, aort stenozunda kanın akış yönüne göre boyna doğru,
PS’de sol omuza doğru, AY’de mezokardiyak odağa ve apekse doğru,
MY’de apeksten koltuk altına doğru yayılır.
f) Solunum, postür ve eforla ilgisi:
Solunum: Bazı masum üfürümler inspiriyumda azalır veya
kaybolur. Genellikle sol kalple ilgili üfürümler inspiriyumla azalır,
ekspiriyumla artar. Sağ kalple ilgili üfürümler ise tersine
inspiriyumla artar, ekspiriyumla azalır. Postür: Masum
üfürümler postürle değişkenlik gösterir. Genellikle yatarken artar,
otururken azalır. MY ve MD sola yatmakla belirginleşir. AY ise
otururken artar. Efor: Masum üfürümler eforla artar.
MASUM KALP ÜFÜRÜMLERİ
Masum üfürüm:
Çocukluk çağında
%30-40 oranında duyulabilir. Genellikle 2-7 yaş arası çocuklarda
sıklıkla duyulmasına karşın her yaşta duyulabilir. Genellikle
mezokardiyak odakta, daha az olarak da pulmoner odakta duyulurlar.
Kısa, erken sistolik, dekreşendo, genellikle 1-2/6, seyrek olarak en
çok 3/6 şiddetindedirler. Bazan müzikal vasıftadır. 3-S bulgusu
ile tanınabilir (Short, Soft, Sistolik). Genellikle
ateş, efor ve heyecan gibi kardiyak debi artışına yol açan
durumlarda üfürüm şiddeti artar, bu nedenler ortadan kalktığında
üfürüm azalır veya kaybolur. Ayrıca postürle ve solunumla da
değişebilir. Tedavi gerektirmez. Bununla birlikte, kalp hastalıkları
ile ayırıcı tanısının yapılması gereklidir. Sıklıkla masum üfürümler
organik kalp hastalığı zannedilebildiği gibi, bazan da organik kalp
hastalıkları masum üfürüm zannedilerek tanı ve tedavide gecikmeye
yol açarlar.
Venöz uğultu (Venous
hum):
Daha
çok klavikula üstünde, bazan altında, boyunda tek taraflı veya iki
taraflı, oturmakla artan, yatmakla, juguler vene bastırmakla ve
boynu çevirmekle azalan veya kaybolan üfürümlerdir.
Sistolo-diyastolik olduğu için PDA ile karıştırılabilir.
Yenidoğanın geçici
pulmoner arter üfürümü:
Yenidoğanlarda ilk bir
kaç ay, sternumun her iki üst tarafında 1-2/6 şiddetinde sistolik
ejeksiyon üfürümü duyulabilir. Nedeni, fetal hayatta sağ ve sol
pulmoner arterler kullanılmadığı için relatif olarak dar olmasıdır.
En geç 3-4 ay içinde kaybolur.
Not: Kalp seslerini
daha iyi kavramak için, kalp sesleri kaseti veya CD'si ile birlikte
çalışmanız daha yararlı olacaktır.

ANA SAYFA
DERS NOTLARI SAYFASI
|