|
Konjestif kalp
yetersizliği (KKY), organizmanın metabolik ihtiyaçlarını
karşılayacak yeterli kardiyak debinin sağlanamaması halidir. Kalp
kendine gelen kanın hepsini perifere atan bir pompa gibidir. Kalp,
gerekli olduğu durumda yedek kapasitesini kullanarak debisini
%200-600 oranında arttırabilir. Kalbin yedek kapasite-sinin aşılması
veya artan debi ihtiyacını karşılayamaması durumunda KKY görülür.
FİZYOPATOLOJİ:
Kalbe ne kadar
fazla kan gelirse (kalbe gelen kan=preload), yani diyastolde
kalp ne kadar gerilirse, sağlıklı bir kalp de debisini o kadar
arttırabilir. Çünkü kalp kası ne kadar gerilirse, kasılma gücü de o
oranda artar (Frank-Starling yasası). Kalp, değişik koşullar
altında Frank-Starling (F-S) yasasını farklı biçimde uygular
(Şekil 1). Kasılma gücü azalmış bir kalp kasılabilmek için
daha fazla dilate olmalıdır. Fakat buna rağmen yine de normal bir
kalbin debisine ulaşamaz. Eğer kalp zaten genişlemiş ise yani
preload artmışsa (soldan sağa şant, anemi, kapak yetersizliği v.b.)
kalbin daha fazla genişleyerek kasılma gücünü arttırması mümkün
olamaz. Benzer şekilde afterload (kalbin önündeki direnç)
artışı ve hipoglisemi gibi metabolik bozukluklar gibi patolojiler
de kalbin kasılma gücünü azaltır. KKY’de eksitasyon-kontraksiyon
ikilisi anormaldir. Bunun nedeni ise Tablo 1’deki nedenlere bağlı
olarak myofibrillerin gereksinimi olan maddelerin (oksijen, glikoz,
kalsiyum v.b.) temin edilememesidir.
KONJESTİF KALP YETERSİZLİĞİ NEDENLERİ:
Yenidoğanlarda
sık görülen perinatal hipoksi, tüm dokularda olduğu gibi myokardda
da hipoksiye yol açarak, eksitasyon-kontraksiyon ilişkisini bozarak
KKY oluşturur. Yenidoğan sepsisi ve myokardit gibi enfeksiyonlar da
neden olabilir. Hipokalsemi, hipoglisemi yanında AS, AK gibi bazı
konjenital kalp hastalıkları da yenidoğan döneminde KKY yapabilir.
Süt çocuklarında
1. aydan itibaren VSD, PDA gibi soldan sağa şantlı KKH kalp
yetersizliğine yol açmaya başlar. Enfeksiyonlar ve böbrek
yetersizliği de diğer nedenler arasındadır. Oyun ve okul çağındaki
çocuklarda ise bu nedenlere akut romatizmal ateş ve sistemik
hipertansiyon da eklenebilir.

KKY ADAPTASYON MEKANİZMALARI:
Kalp kendini yüksek debi gerektiren durumlara göre ayarlar. Bunun
için aşağıdaki mekanizmalardan yararlanılır.
1. VENTRİKÜL DİLATASYONU:
Frank-Starling
yasasına göre genişleyen kalbin kasılma gücü artar (Şekil 1).
2. VENTRİKÜLER HİPERTROFİ / HİPERPLAZİ:
Uzun
süre afterload artışı hipertrofiye yol açar. Fetal dönem dışında
hiperplazi oluşmaz.
3. ADRENERJİK MEKANİZMALAR:
Kardiyak debinin
yetersiz olduğu durumlarda, adrenalin ve noradrenalin salınarak
kalbin inotropik gücü arttırılır. Buna bağlı olarak taşikardi,
terleme, sistemik rezistans artışı (tansiyon yükselmesi) görülür.
4. ERİTROSİTLERDE OKSİJEN TAŞINMA DEĞİŞİKLİKLERİ:
Hb.
dokuya taşıdığı O2‘in 1/4 veya 1/3’ünü bırakırken, KKY’de
daha fazla oksijen bırakır. Bu nedenle Venöz O2 saturasyonu
azalır, arter-ven O2 farkı artar. (Periferik siyanozun
kökeninde bu fizyoloji yatar.)
5. RENAL MEKANİZMA:
Kardiyak debi
düşüklüğüne bağlı gelişen hipotansiyon renal perfüzyonu bozar.
Bunun sonucunda renin-anjiotensin-aldosteron mekanizması
uyarılır ve vücutta su ve tuz tutulur. Böylece kan volümü artar,
kalbe daha çok kan gelir. F-S yasası gereği myokardın kasılma gücü
artar. Böbrek perfüzyonu düzelince bu mekanizma devreden çıkar.
6. ATRİYAL NATRİÜRETİK FAKTÖR (ANF):
Kompansasyon
mekanizmaları ile kardiyak debi yeterince yükseltilemezse devam eden
renal mekanizma ile su ve tuz tutulumu çok fazla artar. Kalbe gelen
fazla kanın hepsi perifere atılamaz ve kalp dilate olur, F-S yasası
yararlı olmaz, tam tersine kardiyak debi daha da düşer. Atriyumların
çok gerildiği durumlarda ANF salgılanır ve böbreklerden su ve tuz
atılarak, aşırı su ve tuz tutulması önlenme, kısır döngü kırılmaya
çalışılır.
İşte KKY, tüm bu kompansasyon mekanizmalarının kısmen veya tamamen
yetersiz kalması demektir.
YENİDOĞAN VE KÜÇÜK SÜT
ÇOCUĞUNDA KONJESTİF KALP YETERSİZLİĞİ
Yenidoğan ve küçük süt çocuğunda kalp yetersizliği daha çabuk ve
daha sık görülür. Nedenleri:
1.
Fetal myokard ve sempatik sistem immatürdür, myokardın noradneralin
depoları yetersizdir,
2.
Diyastolik volüm zaten yüksektir, F-S yasasının fazla yararı olmaz,
3.
Kalp hızı normalde yüksektir (140-160/dk), daha da yükselmesi
diyastol için gereken süreyi kısaltarak, doluşu azaltır, kardiyak
debinin daha da düşmesine yol açar.
Görüldüğü gibi bebeklerde kalbin yedek kapasitesi oldukça azdır.
Kalp zaten maksimale yakın kapasite ile çalışmaktadır. Bu nedenle,
bebeklerde kalp yetersizliği daha sık görülür ve tedavisi zordur.
KLİNİK
BULGULAR:
Hastaların bir
kısmında kompansasyon mekanizmaları tamamen iflas etmiş olup
hastalar istirahatte bile kalp yetersizliğindedir. Bir kısmı
istirahat halinde rahat, fakat hafif hareketlerle bile kalp
yetersizliği belirginleşir. Diğer bir kısmında ise günlük
faaliyetlerle hasta rahat, ancak hızlı yürüme, koşma, merdiven çıkma
ve spor gibi durumlarda bulgu oluşur.
Yenidoğan ve süt
çocuklarında özellikle emme sırasında (emme
bebek için önemli bir efordur.)
terleme, nefes nefese kalma, yorulma ve emmeyi sürdürememe görülür.
Bu sırada hafif bir siyanoz veya renkte koyulaşma farkedilebilir.
Normal bir bebek yorulmadan 15-20 dk emebilirken, bu bebekler kısa
süre emip, hemen memeyi bırakırlar. Bunun sonucunda kilo alamama ve
malnutrisyon ortaya çıkar. Muayene sırasında çocuğun huzursuz
olduğu, hızlı nefes aldığı, derisinin nemli olduğu, kalp sesleri
dinlendiğinde ise taşikardi ve gallop ritmi farkedilir. Dispne,
takipne, interkostal çekilmeler vardır ve akciğerlerinde dinlemekle
raller duyulabilir. Karaciğer büyüklüğü ve periorbital ödem de
bulunabilir. Küçük çocuklarda (ayakta gezmediği için) pretibial ödem
bulunmaz. Yerçekimi nedeniyle ödem sakral bölgede ve yüzde görülür.
Büyük çocuklarda
ise anamnez bulguları, çabuk yorulma, nefes darlığı, iştahsızlık,
öksürük, dispne, göğüs ağrısı ve çarpıntı gibi bulgulardır.
Muayenede taşikardi, gallop ritmi, akciğerlerde raller, hepatomegali,
kardiyomegali, ödem ve venöz dolgunluk şeklindedir.

LABORATUAR BULGULARI
TELEKARDİYOGRAFİ:
Kardiyomegali ve
altta yatan kkh 'ye ait bulgular vardır. Ayrıca ağır vakalarda
akciğer ödemi bulguları vardır
EKG:
KKY'ye spesifik bulgu yoktur. Ancak altta taşiarşitmi varsa
onun bulguları görülür.
EKO:
Ventrikül
dilatasyonu, ejeksiyon ve kısalma fraksiyonlarında azalma,
preejeksiyon zamanında uzama ve ejeksiyon zamanında kısalma görülür.
KAN GAZLARI:
pO2 azalır,
respiratuar ve/veya metabolik asidoz görülebilir.
ELEKTROLİTLER:
Su tutulmasına bağlı olarak Na düzeyi düşer.
SEDİMENTASYON
HIZI:
Azalır. Enfeksiyon sonucu yüksek olması gerekirken bile
normal bulunabilir.
TEDAVİ
1-GENEL
ÖNLEMLER:
Nedene yönelik
tedavi esastır. Hastaların yatak istirahati ve efordan kaçınması
gerekir. Yaklaşık 45°
açı ile yatması rahatlık sağlar. Kalp yetersizliği nedeniyle
huzursuz olan ve ateşli hastalarda, sedasyon yapmak ve ateşi
düşürmek hastayı rahatlatır. Ağır solunum sıkıntısı ve siyanoz varsa
oksijen verilebilir. Sıvı kısıtlaması için aşırı sıvı alımı
engellenmeli ve ihtiyacı kadarını vermelidir. Tuz kısıtlaması
bebeklerde gereksizdir.
Yenidoğan ve süt
çocuklarında oral beslenme çocuğu çok yoruyorsa nazogastrik beslenme
de yapılabilir.
2-DİGİTALİZASYON/DİGOKSİN:
Digital Ca
pompasını inhibe ederek hücre içi Ca konsantrasyonunu
arttırır. Böylece kalbin inotropik gücünü (kasılma gücü) arttırır.
EKG'de PR uzaması, ST çökmesi, T düzleşmesi bulguları ortaya çıkar.
Toksisite oluştuğunda EKG'de atriyal disritmi, 1.-2. veya 3. derece
AV blok, atriyal ve ventriküler ekstrasistol, ventriküler taşikardi,
Ventr. fibrilasyon oluşabilir. Digoksin toksikasyonunda bulantı,
kusma (çocuklarda seyrektir), bradikardi, aritmi, renkli görme ve
iştahsızlık görülebilir.
İV
verildiğinde15-30 dk.’da, oral verildiğinde 30-60 dk.’da etki
başlar. İV:1-4 saatte, PO: 2-6 saatte pik etki görülür.
Gastrointestinal sistemden %60-85 oranında emilir. Böbreklerden
atılır. Yarılanma ömrü 36 saattir. Renal yetersizlik ve
prematürelerde yarılanma ömrü daha uzundur (altı güne kadar
uzayabilir). Plasentadan iyi geçer. Fetüste kalp yetersizliği veya
taşikardi olduğunda, anneyi digitalize etmekle bebek de başarı ile
tedavi edilebilir.

Digoksinin
serumda tedavi düzeyi ile toksik düzeyi birbirine yakındır.
0-2
yaş: Tedavi düzeyi: 2-4 ng/ml
Toksik düzey: 5 ng/ml
< 2
yaş: Tedavi düzeyi: 1-2 ng/ml
Toksik
düzey: 3 ng/ml
Kinidin,
amiodaron, verapamil ve nifedipin digoksinin serum düzeyini
arttırırlar. (Bunlar veriliyorsa digoksin dozu %25-75 oranında
azaltılmalıdır).
Hipopotasemi,
hiperkalsemi, myokardit, ve böbrek yetersizliğinde toksisite daha
kolay ortaya çıkar. Toksik bulgular ortaya çıkarsa digoksin alımı
hemen kesilir. Gerekirse mide yıkanır. Aktif kömür verilir. Serum
elektrolit düzeyi bakılır. Hipopotasemi varsa potasyum verilir.
Bradikardi varsa atropin, aritmi varsa antiaritmik tedavi başlanır.
3-DİÜRETİKLER
Böbreklerden su
ve tuz tutulumunu engelleyerek damar içi volümü ve kalbin yükünü
azaltır.
FURASEMİD 1-2 mg/kg/doz,
1-4 mg/kg/gün (1-4 doz) (K+
kaybettirir)
SPİRONOLAKTON:
2-3 mg/kg/gün (2-3 doz) (K+ tutar)
4-VAZODİLATÖRLER
preload, afterload veya her ikisini
de azaltır.
CAPTOPRİL: 0.5-6 mg/kg/gün (2-3
doz)
5- BETA AGONİSTLER:
Ağır KKY ve şok durumunda
kullanılırlar: İzoproterenol, dopamin, dobutamin ve adrenalin.
6-NONGLİKOZİD-NONKATEKOLAMİN
AJANLAR
Amrinon ve milrinon: Kardiyak
debiyi arttırır. Diğer tedavi seçeneklerine yanıt alınmadığında
denenir.
7-AKCİĞER ÖDEMİ:
ilaveten MORFİN ve POZİTİF BASINÇLI VENTİLASYON
KAYNAKLAR:
1.
Nelson Textbook of Pediatrics (2000)
2.
Moss / Pediatric Cardiology (2001)
3.
Garson / Pediatric Cardiology (1998)
4.
Guyton / Physiology Textbook (1995)
5.
Olcay Neyzi / Pediatri (1993)
ANA
SAYFA
DERS NOTLARI SAYFASI
|